mumya
Büyüt
British Museum (Londra)'da bulunan Mısır mumyası 

Mumya nedir?

Çeşitli maddelerle bozulmadan uzun yıllar saklanabilecek duruma getirilmiş cesedmumya

Sun’i tahnitle veya tabii metodlarla cesetlerin çürümesini önlemek, çok eski zamanlardan beri uygulanmıştır. M.Ö. 2600 yıllarında Mısır’da zenginlerin ölüleri, kumaş veya deriye sarılarak fazla derin olmayan mezarlara gömülürdü. Ayrıca bunlar ölünün fiziki hayata devam ettiğine inanırlardı. Bu sebeple ölünün en sevdiği nesneleri, yiyecekleri, hatta sevdiği insanları öldürerek veya canlı olarak yanında gömerlerdi. Mezarlara konan bu maddeler çoğaldıkça, mezarı daha büyük yapmak ihtiyacı doğdu ve neticede cesetlerin toprakla teması kesildi. Bu durum eski Mısırlıları ölülerini geniş mezarlarda, tabiatın yardımı olmadan muhafaza etmenin çarelerini aramaya sevketti.

Böyle bir teşebbüsün ilk kesin delilini, Mısır’da birinci sülale tarafından kalma bir mumya ortaya

koymaktadır. Üçüncü ve dördüncü sülale zamanından kalma aynı şekilde mumyalara da rastlanmıştır. Beşinci sülale zamanında ise, mumyalama metodu değiştirilip, geliştirilmiştir. Bu şekliyle mumyalamada; önce ceset düz olarak yatırılıp, gövde sol tarafından yarılarak iç organları çıkartılıyordu. Sonra meydana gelen boşluğa keten ve reçine doldurulmaktaydı. Vücudun dış kısmı vücudun biçimini aynen aksettirecek şekilde reçineli sargılarla sarılmakta, yüz biçiminin teferruatı ise boya ile gösterilmekteydi.

Orta krallık çağında mumyalamada bir gerileme görülür. Bu zamanda reçine daha az kullanılmış, kurutmaya daha fazla önem verilmiştir. Cesetleri tuzlu suda dinlendirme usulü bu devirde ortaya çıkmıştır.

Yeni krallık çağında birçok yenilikler ortaya çıktı. Bunlardan biri, özel aletlerle burundan beynin çıkartılması oldu. Ayrıca geliştirilen bir kurutma usulü, dokuların daha fazla korunmasına yardım etti. Mumyalamadaki en önemli gelişme bugün dahi kesin olarak muhteviyatı bilinemeyen reçineli koruyucu maddenin hazırlanışı ve tatbiki olmuştur.

Mezar hırsızlarının bütün tecavüzlerine rağmen, sağlam kalmış, o devre ait kral ve kral ailesi fertlerinin mumyaları mevcuttur.

Her ne kadar daha az maliyetli mumyalama teknikleri geliştirilmiş ve bu da mumyalamanın halk arasında yayılmasına sebep olmuşsa da esas itibariyle cesetleri mumyalatmak, zenginlere ve kutsal sayılan kedi, köpek, gibi hayvanlara münhasır kalmıştır.

Mumyalanacak ceset, önce özel bir yere alınırdı. Burada özel aletlerle burundan beyni, sol tarafı kesilerek, kalbi hariç, bütün iç organları çıkarılırdı. Cesedin içindeki boşluk yıkandıktan ve ceset minimum yer kaplayacak şekilde katlandıktan sonra, tuz veya soda eriyiği bulunan bir kaba konurdu. Burada su, cesedin ancak ensesine kadar gelirdi. Haftalarca bu eriyiğin içinde bekleyen cesedin yağlı maddeleri erirdi.

Eriyiğe batırılmayan baş kısmı durumunu muhafaza ederdi. Tırnaklara özellikle dikkat edilir, korumak maksadıyla etrafındaki etler önceden kesilir, hatta tellerle bağlanırdı. Tuzlu veya sodalı suda dinlendirmeyi müteakip, çıkarılıp, uzatılır ve kurumaya sevkedilirdi. Bundan sonra kafatası ve vücudun içindeki boşluklar koruyucu maddelerle doldurulur, geriye kalan vücudun dış kısımları ise reçine ve yağdan yapılmış bir macunla sıvanırdı. Bunun da üzerine, vücudun biçimini aynen aksettirecek şekilde, özel olarak hazırlanmış reçineli keten sargılar sarılırdı. Çıkarılan iç organlar ise, halen sırrının çözülemediği için, kurutma olmaktan öteye gidilemeyen ayrı bir muameleye tabi tutulurdu. Mumyalama işlemi yetmiş gün sürerdi. Mumyalama işleri Mısırda yirmi ve yirmi ikinci sülaleler zamanında teknik bakımdan en üstün seviyeye ulaştı. Yani bu dönemde cesetler canlı görünüşüne daha yakın idi. Bu maksatla cesedin çeşitli yerlerinden açılan kesiklerden, deri ile kaslar arasına kum, çamur veya başka maddeler sevkediliyordu. Bu maddeler tamamıyla vücudun şeklini alıyor, böylece vücudu hayattaki şekliyle muhafaza etmeyi sağlıyordu. Ayrıca sun’i gözler takılıyor ve boyanıyordu.

Bu dönemden sonra mumyalama sanatı gerilemiş; cesedin mumyalanmasından çok, dış sargısına önem verilmiştir. Ptolemaioslar döneminde bu şekilde yapılan mumyalar, vücudun dış yapısının bir kalıbı olmaktan öteye gidemedi. Mumyalama işi Hıristiyanlıktan sonra da devam etti. Yalnız bunlar cesedi alelade tuza gömüyor ve iyi muhafaza ediyorlardı.

Mumyaların yapılıp tamamlanmasından sonra, icra edilen büyü törenlerinde, sihirli aletle ve büyülü sözlerle, ölüye tekrar hayati fonksiyonları kazandırılmaya çalışılırdı. Tören sonunda, fiziki hayata döndüğü kabul edilen mumyaya da maddi gıda sağlamak maksadıyla ziyafet verilirdi.

Mısırlılar mumyalamada, günümüzdeki kimya tahlillerinden de anlaşıldığı gibi, kesinlikle bitüm (zift) kullanmamışlardır.

Mumyalamanın coğrafi yayılış alanı çok geniş olmakla beraber, Asya’da mumyalama pek bilinmez. Yalnız Tibet ve Birmanya’da ölülerini mumyalayan topluluklar vardır.

Sözlükte "mumya" ne demek?

1. Birtakım özel ilaçlar kullanılarak bozulmayacak duruma getirilmiş olan ve bugün kazılarla ortaya çıkarılan ceset.
2. Çok zayıf kimse.

Mumya kelimesinin ingilizcesi

n. mummy
Köken: Farsça